İçeriğe geç
Randevu

Ana Sayfa › Yetişkin › Panik Bozukluk

Panik Bozukluk

Panik bozukluk, ani ve yoğun korku nöbetleriyle ve yeni bir nöbet geçirme endişesiyle seyreder. Korkutucu ama tehlikesizdir ve uygun tedaviyle çoğu kişide ataklar birkaç ay içinde belirgin biçimde azalır.

  • Yaklaşık 4 dakikalık okuma
  • Güncelleme: Ekim 2026
Kısa saçlı, keçi sakallı ve bej kazaklı bir psikiyatrist, pencereye dönük iki sandalyede bıyıklı, gözlüklü ve gri hırkalı bir adamın yanında oturuyor; ikisi de gözleri yarı kapalı yavaş nefes çalışması yapıyor

Pek çok kişi ilk panik atağını hiç unutmaz. Bir akşam televizyon izlerken ya da trafikte beklerken kalp birden çarpmaya başlar, nefes daralır, eller uyuşur, baş döner. "Kalp krizi geçiriyorum" düşüncesiyle acil servise gidilir. Elektrokardiyografi, kan tahlilleri, belki de bir göğüs filmi çekilir; hepsi normal çıkar ve hekim "Panik atak geçirmişsiniz" der. Rahatlama kısa sürer, çünkü aklınızda yeni bir soru belirmiştir: Ya yine olursa? Panik bozukluk, tam da bu "ya yine olursa" korkusunun hayatın merkezine yerleşmesidir.

Atak sırasında neler hissedilir?

Belirtiler genellikle on dakika içinde zirveye ulaşır ve yarım saat içinde kendiliğinden geçer. Atak geçtikten sonra yorgunluk ve bitkinlik birkaç saat sürebilir.

Acil servisten sonra

İlk ataktan sonra kalp ve diğer bedensel nedenlerin dışlanmış olması önemlidir. Ancak tetkikler normal çıktığında birçok kişi tekrar tekrar acil servise başvurmaya, kalp atışını sürekli kontrol etmeye, yalnız kalmamaya ve atağın olduğu yerlerden uzak durmaya başlar. Ataklar tekrarlıyor ve bu endişe bir aydan uzun sürüyorsa, panik bozukluktan söz edilir. Bu noktada bir psikiyatri değerlendirmesi, döngünün büyümesini önler. Ne kadar erken başvurulursa, kaçınılan yerlerin listesi o kadar kısa kalır ve tedavi o kadar hızlı ilerler.

Sakinleşme egzersizi sırasında parmak uçlarıyla sayan eller

Muayene günü

Görüşmede ilk atağın nerede ve nasıl geldiğini, o günden bu yana kaç atak yaşadığınızı, en çok hangi ortamlarda tedirgin olduğunuzu ve hayatınızdan neleri çıkardığınızı birlikte gözden geçiriyoruz. Atakları tetikleyebilecek kafein, enerji içecekleri, uyarıcı maddeler ve bazı ilaçlar sorgulanır. Gerekirse tiroit işlevleri ve kalp ritmiyle ilgili tetkikler istenir. Panik bozukluğa eşlik edebilen depresyon, yaygın kaygı ve alkol kullanımı da değerlendirilir. Görüşmenin sonunda atakların nasıl oluştuğu size anlatılır; bu açıklama çoğu kişi için tedavinin ilk adımıdır.

İlk haftalar: atakları anlamak

Tedavinin başında atakların mekanizması öğrenilir. Tehlike sinyali aldığında beyin, bedeni tıpkı bir koşuya hazırlar gibi harekete geçirir: kalp pompalamayı artırır, solunum hızlanır, kaslara kan akar. Panik bozuklukta bu alarm ortada tehlike yokken çalar ve kişi bedensel duyumları "kalp krizi" ya da "bayılacağım" diye yorumladıkça korku büyür. Bu dönemde bir atak günlüğü tutulur, yavaş nefes alıştırmaları öğrenilir ve atak sırasında yapılacaklar netleştirilir.

İkinci ve üçüncü ay: korkulan duyumlarla yüzleşmek

Bilişsel davranışçı terapinin en etkili parçası, korkulan bedensel duyumlarla ve kaçınılan yerlerle güvenli biçimde yüzleşmektir. Seansta, örneğin yerinde koşarak kalbi hızlandırmak ya da bir pipetle nefes alarak nefes darlığı hissi oluşturmak gibi çalışmalarla bu duyumların tehlikeli olmadığı deneyimlenir. Ardından kaçınılan yerlere, en kolaydan başlayarak adım adım dönülür. Bu dönemde atakların sıklığı ve şiddeti genellikle belirgin biçimde azalır.

İlaç tedavisi

İlaçla tedavide amaç atak anını değil, atakların kendisini önlemektir. Bunun için her gün düzenli alınan, alışkanlık geliştirmeyen ilaçlar kullanılır; koruyucu etkileri dördüncü ile altıncı haftalar arasında belirginleşir. Panik bozukluğu olan kişiler yeni bir ilacın ilk günlerindeki bedensel değişimlere hassas olduğu için tedaviye çok düşük dozla başlanıp yavaş yavaş çıkılır. Anında rahatlatan sakinleştiriciler ise ancak ilk haftalarda köprü olarak ve sınırlı sayıda kullanılır. Ataklar durduktan sonra ilaç genellikle bir yıl kadar sürdürülür ve yavaş yavaş azaltılarak bırakılır.

Yakınlar ne yapabilir?

Atak sırasında yanınızdaki kişinin sakin kalması, sizi yavaş nefes almaya yönlendirmesi ve atağın geçeceğini hatırlatması çok değerlidir. Ancak yakınların her işi üstlenmesi, kişiyi kaçındığı her yerden koruması ya da sürekli "İyi misin?" diye sorması, farkında olmadan kaçınmayı güçlendirebilir. Tedavi sürecinde yakınlarınızın da bu dengeyi öğrenmesi iyileşmeyi hızlandırır.

Bir yıl sonra

Tedaviyi tamamlayanların büyük kısmı bir yılın sonunda ataksız ya da neredeyse ataksız bir hayata dönmüş olur. Çok stresli bir dönemde tek bir atak yaşanabilir; bu, hastalığın geri döndüğü anlamına gelmez. Öğrenilen teknikler sayesinde bu ataklar artık korkutucu bir felaket gibi değil, geçici bir dalga gibi karşılanır.

Sık sorulanlar

Panik atak beni öldürebilir mi?

Hayır. Panik atak çok rahatsız edici bir deneyimdir ama hayati bir tehlike oluşturmaz; ilk göğüs ağrısında kalple ilgili nedenlerin dışlanması yine de önemlidir.

Atak sırasında ne yapmalıyım?

Yaşadığınızın bir atak olduğunu hatırlayın, nefesinizi yavaşlatın ve mümkünse bulunduğunuz yeri terk etmeden dalganın geçmesini bekleyin.

Panik bozukluk kalıtsal mı?

Ailesinde kaygı bozukluğu olanlarda risk biraz daha yüksektir; ancak yaşam olayları, stres ve kafein gibi etkenler de belirleyicidir.

Araba kullanırken atak geçirirsem?

Güvenli bir yere çekilip nefes çalışması yapın; tedavi ilerledikçe araba kullanmak da kademeli çalışmaların bir parçası olur.

İlk muayeneyi planlamak ister misiniz?

Randevu talebinizi randevu sayfasındaki formdan bırakabilirsiniz.

Randevu talebi
Lacivert örgü kazaklı, kısa saçlı yaşlı bir adam avludaki bitkileri suluyor