İçeriğe geç
Randevu

Ana Sayfa › Çocuk ve Ergen › Çocuklarda Kaygı ve Korkular

Çocuklarda Kaygı ve Korkular

Karanlık, canavarlar, yabancılar ya da anne babadan ayrılmak... Korkular çocukluğun bir parçasıdır. Kaygı, çocuğun yaşına göre çok yoğunlaştığında ve günlük hayatını kısıtladığında ise destek gerekir.

  • Yaklaşık 4 dakikalık okuma
  • Güncelleme: Ekim 2026
Gür sakallı, kedi gözü gözlüklü ve haki gömlekli bir baba akşamüstü sıcak bir lamba ışığında, açık mavi sweatshirtlü sekiz yaşındaki oğlunun yatağına oturmuş ona hikâye okuyor

Dört yaşındaki bir çocuk yatağın altında bir canavar olduğuna inanır, yedi yaşındaki bir çocuk gök gürültüsünde annesinin yanına koşar, on yaşındaki bir çocuk sınıf önünde şiir okumadan önce elleri titrer. Bunlar gelişimin olağan parçalarıdır ve genellikle zamanla kendiliğinden geçer. Bazı çocuklarda ise kaygı yaşının çok ötesine geçer, aylarca sürer ve çocuğun uykusunu, okul hayatını, arkadaşlıklarını kısıtlar. İşte bu noktada kaygı, ele alınması gereken bir soruna dönüşür.

Yaşa uygun korkular

Bu korkular yaşa göre beklenir. Endişe verici olan, korkunun yaşa göre çok yoğun ya da uzun sürmesi ve çocuğun hayatını belirgin biçimde daraltmasıdır.

Kaygının farklı yüzleri

Gece korkuları ve yalnız uyuyamama: Yatma saatinin uzun bir pazarlığa dönüşmesi, her gece anne babanın yatağına gelme, kâbuslar.

Ayrılık kaygısı: Anne babadan ayrılınca yoğun ağlama, onlara bir şey olacağı korkusu, arkadaşına yatıya gidememe, okul kapısında uzun vedalaşmalar.

Okul sabahları: Her sabah karın ya da baş ağrısıyla uyanma, servise binmek istememe, hafta sonu rahatlayıp pazar akşamı yeniden huzursuzlanma.

Sosyal çekingenlik: Sınıfta söz almaktan kaçınma, doğum günü partilerine gitmek istememe, tanımadığı yetişkinlerle konuşamama; bazı çocuklarda evde rahatça konuşurken okulda hiç konuşmama.

Genel endişelilik: Okul notları, sağlık, aile, haberlerde duyulan olaylar gibi pek çok konuda sürekli "Ya ... olursa?" soruları sorma, sık sık güvence isteme, hata yapmaktan aşırı korkma.

Uzun saçlarını yarım toplamış, açık mavi sweatshirtlü on bir yaşında bir çocuk öğretmeninin eli omzunda bir sınıfa giriyor; ikisi de arkadan görünüyor

Değerlendirme

Muayenede kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, çocuğun nelerden kaçındığı ve ailenin kaygı anlarında nasıl tepki verdiği konuşulur. Küçük çocuklarla resim, oyun ve hikâyelerle; büyük çocuklar ve gençlerle konuşarak görüşülür. Bedensel yakınmalar ön plandaysa çocuk doktoruyla iş birliği yapılır. Öğretmenin gözlemleri, çocuğun teneffüste ve derste nasıl olduğunu gösterir. Kaygının arkasında ya da yanında bir dikkat sorunu, okumada zorluk ya da çökkünlük olup olmadığına da bakılır.

İlk haftalar: kaygıyı tanımak

İlk haftalarda çocukla birlikte kaygının "bedendeki adresini" buluruz: kalbin hızlanması, midenin düğümlenmesi, ellerin terlemesi. Pek çok çocuk kaygısına bir ad verir; "endişe böceği" ya da "korku canavarı" gibi. Kaygıyı kendisinden ayrı bir karakter olarak görmek, çocuğun onunla mücadele etmesini kolaylaştırır. Bu dönemde nefes egzersizleri, "balon nefesi" gibi çocuğa uygun oyunlarla öğretilir.

Sonraki haftalar: cesaret merdiveni

Tedavinin asıl gücü, korkulan durumlara küçük ve yönetilebilir adımlarla yaklaşmaktır. Çocukla birlikte bir "cesaret merdiveni" hazırlanır: Yalnız uyuyamayan bir çocuk için ilk basamak anne babanın yatağın kenarında oturması, sonraki basamaklar kapıda beklemesi, odadan çıkıp birkaç dakika sonra dönmesi olabilir. Her basamak tamamlandığında çocuğun cesareti takdir edilir. Kaygılı düşüncelere "cesur cevaplar" bulmak da bu dönemde çalışılır. Çoğu çocukta birkaç ay içinde belirgin ilerleme görülür.

İlaç ne zaman düşünülür?

Çocuk haftalardır okula gidemiyorsa, uyku ve iştahı belirgin biçimde bozulduysa ya da birkaç aylık düzenli terapiye rağmen kaygı yerinden kıpırdamıyorsa ilaç seçeneği masaya gelir. Çocuklarda bu ilaçlara en küçük dozla başlanır, haftalar içinde temkinle ayarlanır ve her kontrolde yan etkiler sorulur. İlaç her zaman terapiyle birlikte kullanılır.

Okulla birlikte

Kaygı okul kapısında yoğunlaşıyorsa öğretmenle aynı planı paylaşmak işleri kolaylaştırır. Sabah vedalaşmasının kısa ve her gün aynı biçimde yapılması, çocuğu kapıda tanıdık bir yetişkinin karşılaması, sınıfta zorlandığında birkaç dakika gidebileceği sakin bir köşe ve sözlü sınavlar yerine başlangıçta yazılı değerlendirme gibi küçük düzenlemeler, terapideki adımların okulda da desteklenmesini sağlar.

Anne babanın tutumu

Çocuğunu korumak isteyen anne babalar, onun korktuğu her durumu ortadan kaldırmaya çalışabilir. Oysa her soruya "Hiçbir şey olmayacak" diye cevap vermek, onu korktuğu her yerden uzak tutmak ya da garsona siparişi onun yerine vermek, o anki gözyaşını dindirse de kaygının kökünü besler. "Korktuğunu görüyorum, yine de deneyebileceğini biliyorum, yanındayım" gibi bir cümle, çocuğa hem anlaşıldığını hem de güçlü olduğunu hissettirir. Ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmesi ve sakin bir model olması da sürecin önemli bir parçasıdır.

Sık sorulanlar

Çocuğumun korkusu ne zaman endişe verici olur?

Korku yaşına göre çok yoğunsa, birkaç aydır sürüyorsa ve çocuğun uykusunu, okulunu ya da arkadaşlıklarını engelliyorsa bir değerlendirme önerilir.

Yatağımızda uyumasına izin vermeli miyim?

Ara sıra olabilir; ancak her gece kalıcı hâle geldiyse, kendi yatağına adım adım geçişi planlamak daha yararlıdır.

Kaygılı bir çocuk büyüyünce kaygılı bir yetişkin mi olur?

Her zaman değil. Erken dönemde öğrenilen baş etme becerileri, çocuğun ileriki yıllarda da kaygıyı yönetmesini kolaylaştırır.

Haberleri çocuğumun yanında izlemeli miyiz?

Korkutucu haberler kaygılı çocukları daha da tedirgin edebilir; yaşına uygun, sakin ve kısa açıklamalar yapmak daha iyidir.

İlk muayeneyi planlamak ister misiniz?

Randevu talebinizi randevu sayfasındaki formdan bırakabilirsiniz.

Randevu talebi
Lacivert örgü kazaklı, kısa saçlı yaşlı bir adam avludaki bitkileri suluyor